
Eskişehir’de toplumsal yardımlaşmanın en zarif örneklerinden biri, Emirdağlılar Vakfı ve gönüllü gençlerin iş birliğiyle Tepebaşı’nda sergilendi. Vakıf Başkanı Dr. Veli Görkem Pala önderliğindeki ekip, unutulmaya yüz tutmuş Zimem Defteri geleneğini canlandırarak Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki bakkalların veresiye defterlerini satın aldı. İhtiyaç sahibi vatandaşların mahalle esnafına olan borçlarını anonim bir şekilde kapatan Dr. Pala ve gençler, hem yerel esnafa can suyu oldu hem de ekonomik zorluk çeken ailelerin üzerindeki yükü hafifletti. Kimin kime yardım ettiğinin bilinmediği bu kadim sistem, Eskişehir’de dayanışma ruhunun hala ne kadar diri olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Zimem Defteri: Medeniyetimizin "Gizli" İmzası
Zimem Defteri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde zenginlerin, ramazan ayı veya zor zamanlarda tebdil-i kıyafetle mahalle bakkallarına giderek veresiye defterinin bir kısmını ya da tamamını ödeyip borçları sildirmesi geleneğidir. Bu uygulamanın en büyük özelliği, borcu ödeyenin kimi kurtardığını, borcu silinenin ise kimin ödediğini bilmemesidir. Dr. Veli Görkem Pala, Fevzi Çakmak Mahallesi’nde tam da bu felsefeyi uyguladıklarını belirtti.
Pala ve beraberindeki gönüllü gençler, mahalle bakkallarını tek tek ziyaret ederek tozlu rafların arasındaki o "zimem" defterlerini açtırdı. Borç toplamları hesaplandı ve belirlenen limitler dahilinde birçok hanenin borcu anında kapatıldı. Bu hamle, dar gelirli ailelerin mutfak masrafları ve temel ihtiyaçlar nedeniyle biriken borçlarını sıfırlarken, ekonomik olarak zorlanan mahalle bakkalları için de önemli bir nakit akışı sağladı.
Dr. Veli Görkem Pala’dan "İnsan Onuru" Vurgusu
Gerçekleştirilen çalışma sonrasında açıklamalarda bulunan Dr. Veli Görkem Pala, projenin temel amacının "rencide etmeden yardım etmek" olduğunu ifade etti. Pala, modern dünyada yardım faaliyetlerinin bazen gösterişe kaçabildiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Zimem Defteri uygulaması, medeniyetimizin en zarif yardımlaşma örneklerinden biridir. Bu geleneğin temelinde insan onurunu korumak ve yardımı mutlak bir gizlilik içinde yapmak vardır. Biz gençlerimizle birlikte bu ruhu yeniden sokaklarımıza taşımak istedik. Fevzi Çakmak Mahallesi’nde kimseyi afişe etmeden, kimsenin yoksulluğunu teşhir etmeden gönüllere dokunduk. Gençlerimizin bu geleneğe sahip çıkması, geleceğimiz adına en büyük kazancımızdır."
Dr. Pala’nın bu sözleri, projenin sadece maddi bir yardım değil, aynı zamanda kültürel bir köprü kurma çabası olduğunu da gözler önüne serdi. Gençlerin bu süreçte bizzat sahada olması, kuşaklararası bir değer aktarımını da beraberinde getirdi.
Mahalle Esnafı ve Vatandaşların Memnuniyeti
Fevzi Çakmak Mahallesi esnafı, Dr. Pala ve ekibinin bu ziyaretini büyük bir şaşkınlık ve memnuniyetle karşıladı. Mahalle bakkalları, defterlerdeki borçların kapanmasının hem kendileri hem de sürekli veresiye yazdıran komşuları için büyük bir rahatlama olduğunu dile getirdi. Bir bakkal işletmecisi duygularını şu sözlerle ifade etti: "Yıllardır ödenemeyen, bizim de istemeye çekindiğimiz borçlar vardı. Gençlerin gelip bu yükü kaldırması bizleri çok duygulandırdı. Allah razı olsun."
Vatandaşlar ise bakkala gittiklerinde borçlarının kapandığını öğrendiklerinde yaşadıkları mutluluğu "gizli bir kahraman dokunuşu" olarak nitelendirdi. Projenin şeffaf olmayan, yani anonim yapısı, mahalledeki sosyal barışı ve karşılıklı güveni de perçinledi.
Sosyal Sorumlulukta Gençlerin Rolü
Emirdağlılar Vakfı bünyesinde yetişen gönüllü gençlerin bu projede lokomotif rolü üstlenmesi, Eskişehir’in sivil toplum dinamikleri açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendirildi. Gençler, sadece bağış toplamadı; aynı zamanda bakkal bakkal gezerek sosyal dokuyu analiz etti ve projenin lojistik planlamasını yürüttü.
Vakıf yetkilileri, bu iyilik hareketinin sadece bir mahalleyle sınırlı kalmayacağını, Eskişehir’in diğer ihtiyaç sahibi bölgelerinde de benzer çalışmaların periyodik olarak devam edeceğini bildirdi. Bu sürdürülebilirlik vizyonu, projenin bir defalık bir kampanya değil, bir yaşam biçimi haline getirilmek istendiğini kanıtladı.

